Online Sayaci 1

Üyelik Paneli







Kayıp Parola?

Kim Online

Çok Okunan Haberler

Tosya Sozlugu


PROGRAMI İNDİR

FORUMDA SÖZLÜK

göresi gelmek

( özlemek )

Kastamonu Bibliyografyası - Mehmet Yılmaz

RSS - Güncel Haber

Anasayfa
Tosya Pirincinin Sorunları ve Çözüm Önerileri Yazdır E-posta
Cumartesi, 20 Ocak 2007

Active Image

 

 

Davut Zat
Bu mail adresi spam botlara karşı korumalıdır, görebilmek için Javascript açık olmalıdır


Tosyamız da yetiştirilen pirincin piyasaya çıktığı hasat mevsiminin ardından çok kısa bir zaman geçmesine rağmen fiyatlardaki düşüş ve pazarlamada yaşanan zorluklar hepimizin malumudur. Pirincin yetişmesindeki zorluğu bizzat yaşayarak bilen birisi olarak, marka olma özelliği taşıyan ve "Tosya'daki Pirince giderken, evdeki bulgurdan olmak" gibi ata sözlerine konu olan Tosya Pirincinin yaşadığı sorunları dile getirmek boynumuza bir borç bilerek konuya girmek istiyorum.

Ülkemizde Pirinç üretimi, 1938 yılında çıkartılan 3039 sayılı Çeltik Üretim Kanunu çerçevesinde yapılmaktadır. Bu kanunun günümüz ihtiyaçları doğrultusunda yeniden düzenlenmesi gerekmektedir. Üretim, çeşitli uygulamalarla özendirilmeli ve böylece üretici güçlendirilerek üretim artırılmalıdır.

Tosya'mızın toprakları verimli olmakla birlikte, çeltik ekim arazisi ihtiyaca cevap verecek düzeyde değildir. Yani halkın geçim kaynağı olarak arazi yetersiz olup, dışarıya göçün önüne geçilememektedir. Tosya köylüsü, toprak yetersizliğinin verdiği dışa itme ile Çankırı-Kızılırmak bucağı, Samsun, Terme, Tokat-Erbaa gibi bölgelerde tarla kiralayarak, ürün yetiştirme sezonlarında ekim yapmaya gitmektedirler.

Üretimde girdi maliyetlerinin yüksekliği, girdi fiyatlarındaki artışa karşılık ürün fiyatındaki düşüşler her geçen gün insanlarımızı, emeklerinin karşılığını alamaz konuma getirmektedir. Üreticilerimiz, sadece karnını doyurabilmek için kendi emek gücünü ortaya koyarak ayakta durmaya çalışmaktadır. Bunun ana sebebi, Amerika, Avustralya, Mısır ve Çin gibi ülkelerden yüksek düzeyde pirinç ithal ediliyor olmasıdır. Geçmiş yıllarda Tosya çiftçisi, çeltik ürününü hasat mevsiminde elinden çıkartmayarak bir yatırım aracı olarak ambarlarda saklamaktaydı. İç tüketim gerçekleşip piyasada pirinç azaldığında, talepten kaynaklanan fiyat artışlarından yararlanarak ürününü satışa sunuyordu. Şimdi ise bu durum tamamen değişmiştir. Hasat sezonunda oluşan piyasa geçtiği zaman çiftçimiz ürününü satamamaktadır. Halbuki, 500 bin ton civarında pirinç tüketen ülkemizin iç üretimi, 300 ila 350 bin ton arasında değişmektedir. Rakamlar böyle iken pirincimiz yinede pazar bulamamaktadır.

Hali hazırda çeltik ithalatındaki % 50 olan gümrük vergisi ilk aşamada % 34''e indirilmişken, bununla da yetinmeyen hükümetimizin yeni kararlarla vergi oranını % 20!ye kadar indirmiş olması ve TMO'nun yıllık üretim açığını 150-200 bin tondan 300 bin tona çıkarmış olması, ülkemize dışarıdan daha çok pirinç ithaline sebep olmaktadır. Bu durumun oluşturduğu iç piyasadaki doygunluk, üreticiyi günden güne pazar sorunu yaşamaya itmektedir. TMO'nun yeni fiyat politikasına göre; taban fiyat uygulamasından vazgeçilerek, fiyatın piyasa şartlarında oluşması yolunda bir yöntem takip etmesi, ithal pirinç karşısında rekabet gücü olmayan iç üretimi yok etmektedir. Hükümetlerin uygulamış olduğu dış ticaret politikalarından pirinç üreticileride nasibini olumsuz şekilde almaktadır. İç tüketim ve üretim mukayesesini göz ardı ederek yapılan pirinç ithalatı, zaten zor şartlar altında üretim yapan çiftçimizin işini daha da zorlaştırmaktadır.

Kamuoyunun da yakından takip ettiği gibi pirinç ithal ettiğimiz çeşitli ülkelerin Ticaret Bakanlığı yetkililerinin, Ülkemiz nezdinde girişimlerde bulunarak pirinç ve et ithalatındaki uygulamalar ve gümrük vergilerinde indirime gidilmesi konusunda bir takım girişimlerde bulunmaları dikkat çekici bir husustur. Dünya ülkeleri kendi tarım üretimlerine bu denli önem verip pazar araştırması yaparken, bizler dışa bağımlı bir politika izleyerek iç üretimi günden güne yok etmekteyiz. Yürütülen bu yanlış ithalat politikaları yüzünden tarımsal ürünlerde de dışa bağımlılık artmış olup, Kurtuluş savaşından sonra kalkınmamızın temel unsuru ve bir zamanlar kendi yeterliliğimizle övündüğümüz tarımın ülke ekonomisindeki payı daha alt sıralara düşmüştür.

Örgütleri ve teşkilatları yetersiz olan çiftçilerimiz sorunlarını anlatamamakta ve seslerini duyuramamaktadır. Ziraat Odaları ve Birlikler pirinç konusundaki sorunların çözümünde yeterli kamuoyu oluşturamamaktadırlar. Çeltik üreticilerinin bir araya gelerek organizasyonlar oluşturamamaları ve etkili birlikler kuramamaları, bu tür sorunlara sahip çıkma noktasında yetersizlikleri de beraberinde getirmektedir. Ülkemizde çeltik tarımının güçlendirilmesi, kendi üreticilerimizin önünün açılması ve iç tüketimi kendi imkanlarımız ile karşılayabilmemiz için daha özenli bir politika izlenmesi gerçeği kaçınılmazdır. Doğrudan gelir desteği ve mazot desteği uygulamaları çeşitli istismarlara konu olmakta, ortakçılık ve kiralama yoluyla yürütülen tarımda yapılan destek, üreticinin değil doğrudan mülk sahibinin cebine gitmektedir. Miras sorunları nedeniyle küçücük hale gelmiş topraklarımızın hisse devirleri yapılamadığı için de bu desteklerden çiftçilerimiz çoğunlukla yararlanamamaktadırlar. Sübvansiyonlu ürün ithalinin kolaylaştırılması yerine, ciddi ithalat ve tarım politikaları izlenerek iç üretimi de öldürmeyecek şekilde hareket edilmeli ve böylelikle iç üretim teşvik edilmelidir.

Tohumluk üretiminde; yeni bir ırk üretilemeyişi ve eski tohumların melezleşerek git gide verimliliğini yitirmesine neden olmaktadır. Sertifikalık tohum üretiminde, İl ve ilçe Tarım Müdürlükleri konuya daha hassasiyetle eğilmeli ve çiftçimiz bu konuda seminer ve kurslar düzenlenerek eğitilmelidir. Tohumluktaki ıslah çalışmalarının artırılması, tohumluk fiyatlarının yeniden düzenlenmesi ve üreticinin alımına kolaylık sağlanması, hatta sübvanse edilmesi noktasında çalışmalar yapılmalıdır. Ziraatçılarımızca daha geniş tetkik ve tahliller yapılarak toprağa uygun tohum, sulama, gübre oran ve çeşitleri bir an önce yeniden belirlenmelidir. Böylece en fazla verimin nasıl alınacağı konusunda, çiftçilerimizin bilinçlendirilmesi gerekmektedir. Çiftçilerimizin bilinçsiz üretime yönelmesi ve halâ eski klasik yöntemlerle tarımın yürütülüyor olması, gelişen teknolojiye ve şartlara ayak uydurulamayışı, emek yoğun bir çalışmaya dönüşmekte ve iş hastalıkları oranı yükselmektedir. Bu sorunların kaçınılmaz bir sonucu olarak, Tosya'mızdaki 15.000 dönüm alanda yürütülen pirinç ekimi, bu yıl 8500 dönüme kadar gerilemiştir.

Trakya Tarımsal Araştırma Enstitüsünce yapılan çalışmalar; bölgesel Edirne "Baldo" pirincini, yine Enstitünün desteği ile Osmancıklı bir Mühendisimizin çalışmaları "Osmancık-97" çeşidini markalaştırmıştır. Tosya da ise durumun tam aksine bir seyir izlenmektedir. Çünkü Tosya Pirinci artık marka olmaktan çıkmaya yüz tutmuştur. Hata meşhur atasözü, artık Dimyata mâl edilir olmuştur. İtalyan süpermarketlerinde ve Ülkemizin bir çok yerinde satılan Tosya Pirinci patentli ürünlerin içinden, maalesef Tosya Pirinci çıkmamaktadır. Bize ait olan kendi ırklarımızdan Maratelli, Yaşar, Ak çeltik vs. gibi türlerden çoğu bir bir kaybolmaktadır.

Çeltik üretimindeki başlıca sorunlardan birisi de su yetersizliğidir. Tosya'daki pirinç arazisinin sulanmasında da su sıkıntısı, zaman zaman had safhaya çıkmaktadır. Devrez çayının suyu, yöre halkının kendi arasındaki "keşik sistemi" denilen bir formül ile kullanılmaktadır. Karşılıklı dayanışma içinde dönüşümlü olarak kullanılan su, böylece sorun olmaktan kurtarılmaya çalışılmaktadır. Biçer Döverlerle yapılan makineli hasatta; çeltik tanelerinin kırılma oranındaki artış ve fabrika verimindeki düşmeler ile kırığa çıkan pirinç oranının yükselmesi de ayrı bir sorun olarak ortaya çıkmaktadır. Donanımlı bir fabrika imkanından yoksun olarak yeterince kurutulmadan, cilalanmadan ve paketlenmeden piyasaya sürülen pirincimiz, marka olmasına rağmen pazar bulmakta sıkıntı yaşamaktadır. Gıda sektörünün öncü isimlerinden değerli hemşehrimiz Mehmet REİS' in öncülüğünde Tosya pirincinin dünyaya marka olması için, bölgemizde kurulması düşünülen tesislerin, bir an önce hayata geçmesini büyük bir sabırsızlıkla beklemekteyiz. Böylelikle kaliteli üretimimizin tüm dünyaya pazarlanması için; kurutma, cilalama ve paketlenmesinin de yapılacağı modern bir tesise kavuşması hem yöre halkının ekonomik durumunu, hem de Kastamonu ekonomisini canlandıracağı muhakkaktır. Konuya duyarlılığı ve gayretleri nedeniyle kendisine teşekkür ediyor, katkılarını bekliyoruz.

İlçemizde çeşitli zamanlarda düzenlene festivallere konu olmuş pirincimizin sorunları ve tanıtımı, çeşitli platformlarda daha akademik düzeylerde yapılmalıdır. Bu tür organizasyonlarda podyum ve sahnelerin ünlü isimlerinin Tosya'mızın güzel insanlarına doyasıya müzik ve gösteri ziyafeti sunmalarına diyeceğimiz yoktur. Fakat, düzenlenen etkinliklere adını veren pirincimiz ve sorunları daha geniş bir şekilde ele alınıp, panel yada konferanslarla gündeme taşınmalıdır. Ayrıca, pirincimizin yol kenarlarındaki derme - çatma kulübelerden bir an önce kurtarılması sağlanmalıdır. Oluşacak yüksek miktardaki iç ve dış taleplerin birkaç gün içerisinde iç piyasadan ne şekilde karşılanabileceğinin çözüm yollarının araştırılması pirincimizle ilgili en önemli sorunlar olarak karşımızda durmaktadır.

Her arandığında bulunamayan, ulaşılması zor olan ve uğruna Tosya'ya kadar gidilerek baş tacı edilen Tosya pirinci, bir zamanlar başlı başına ayrı bir dünya idi. Çünkü değerliydi, kıtdı, pahalıydı ve herkes bol miktarda bulup yiyemiyordu. Gıda alanında ve tüketim maddelerinde yabancı hayranlığı da bu denli kendini göstermemişti. Avrupa'dan giyinmek ve Avrupa'dan yemek tercih edilmezdi. Şimdi ise Amerikan baldosu yemek, insanımızın damak zevkine daha da lezzet katar oldu(!) Artık pirinç almak için ne Tosya'ya ya ne de Dimyata gitmeye gerek kalmadı. Çünkü ithal pirinçler marketlerin ve pazar yerlerinin baş köşesini çoktan aldı ve halkımıza sunulur oldu. Eğer sahip çıkılmazsa pirincimiz gerilerde kalan bir anı olmaya namzet olarak karşımızda durmaya hazırlanmaktadır.

İnşallah çok geç olmadan kağnı arabaları, dövenler, yabalar ve çeltik patozların da olduğu gibi, toprağı yoğuran keşenleri, çeltik harmanlarını, dirgen ve harman süpürgeleri gibi alet ve edavatlarımızı da bir nostalji havası içinde şark köşelerinde hatırlamak ve süs olarak tarihe gömmek durumunda kalmayız!... Eğer pirincimize sahip çıkabilirsek, bu emek ve üretimlerin varlığını yaşatmak fırsatını bulur, pirincin insanımıza iş, aş ve ekmek imkanı olmasını devam ettirmiş oluruz. Bu temennilerimle sofralarınızın pirinç yemekleriyle süslenmesi, damak zevkinizin Tosya Pirinciyle lezzetlenmesini dilerim...


Görüntüleme sayısı: 3034

  Bu yazıya ilk yorumu yazın

Sadece kayıtlı kullanıcılar yorum yazabilir.
Lütfen sisteme giriş yapın veya kayıt olun.

 
© 2014 Tosya.Gen.TR - Tosya'nın Sesi
tosya.gen.tr sitesi Joomla tabanlidir.
Web Tasarım